Menu

Montrö Sözleşmesi Hala Neden Önemli?

7 Nisan’da Hekimbaşı Salih Efendi yalısına çarpan Malta bandıralı Vitaspirit adlı yük gemisi İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Deniz’inden yabancı bayraklı gemilerin barış, savaş ve kriz durumlarında transit geçişini düzenleyen 20 Temmuz 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni bir kez daha gündeme getirdi. Hemen her kazadan sonra olduğu gibi ticari gemilerin Boğazlar Bölgesi’nden geçişini düzenleyen 2’inci maddeye istinaden revizyon için masaya oturulması talebi dillendirildi.

Bilindiği gibi 2’inci maddede ticaret gemilerinin barış zamanında bayrak ve yükleri ne olursa olsun, bir sonraki maddenin öngördüğü sağlık tedbirleri saklı kalmak kaydıyla, “Boğazlar’dan geçiş ve gidiş-geliş tam özgürlüğünden yararlanacaktır” denmekte. Yine aynı maddede Türkiye bu tür geçiş yapan gemilerden Sözleşme’nin I sayılı ekinde öngörülen vergi ve harçlardan başka hiçbir ücret alınmayacağını da kabul etmekte. Ayrıca kılavuz ve römork hizmetleri geçişi yapan geminin kaptanının tercihine bırakılmakta.

Gerçekten de 1936 yılının şartlarına göre yazılmış, o zamanki gemi trafiği dikkate alınarak hazırlanmış Montrö Sözleşmesi’nin bu bayrak devletinin, daha doğrusu gemiyi işleten şirketin çıkarını koruyan abartılı serbest geçiş hakkının kısıtlanması, en azından bu hakkın İstanbul şehrinin güvenlik gereksinmeleriyle dengelenmesi gerek. Ticari çıkarlar korunacak, geçiş maliyetsiz, külfetsiz ve tamamen serbest olacak diye İstanbul ya da Çanakkale Boğazı’nın güvenliği tehlikeye atılamaz.

MAKALENİN DEVAMINI DERGİMİZE ABONE OLARAK OKUYA BİLİRSİNİZ...

Mansur AKGÜN
Prof. Dr., Kültür Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı

Go Back

Bu yazı için yorumlar devre dışı bırakıldı.