Menu

Küresel Düzensizliğin Orta Doğu’ya Yansımaları

Uluslararası sistemin en önemli aktörü olan devlet sistemlerinin ortaya çıkması 1648 yılında Avrupa ülkeleri arasında 30 yıl süren savaştan sonra yapılan Westphalia Barışı ile ortaya konmuştur. Buna göre yeni-dünya düzeninde ulus devletler içişlerine karışmama, sınırların değişmezliği, bağımsız egemenliğe müdahale etmeme ve uluslararası hukuka riayet etme gibi temel düsturlara uymak konusunda anlaşmışlardır. Ortaya bu kurallar çerçevesinde oluşturulan uluslararası düzene, Avrupalı ülkeler ve daha sonra bu sistemin faydasını anlayan Kuzey Amerika ülkeleri de dahil olmuştur. Bu düzene karşı çıkan ülkeler (1 ve 2. Dünya Savaşı’nda Almanya, 2. Dünya Savaşı’nda İtalya ve Japonya gibi) sistemin güçlü ülkeleri tarafından cezalandırılmıştır.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan yapı, geleneksel güç sistemi ile Amerikan idealizminden oluşmuştur. Serbest piyasa ekonomisinin yayılması için sömürge altındaki devletler bağımsızlıklarına kavuşturulmuştur. Bu yapılanma ile savaşlardan sonra dünya barışının sağlanacağı düşünülmüştür. BM, NATO, IMF gibi uluslararası örgütler kurularak yeni düzenin kurumsal altyapısı oluşturulmuştur. Bu düzene, Sovyetler Birliği karşı çıkmış ve dünya iki kutuplu bir yapıya evrilmiştir. Soğuk savaşın başlamasıyla da ülkeler karşı karşıya gelmektense, vekâlet savaşları (Proxy war) yolunu seçmişlerdir.

MAKALENİN DEVAMINI DERGİMİZE ABONE OLARAK OKUYA BİLİRSİNİZ...

Orhan KARAOĞLU
Uluslararası İlişkiler Uzmanı, Doktora Adayı

Go Back

Bu yazı için yorumlar devre dışı bırakıldı.