Menu

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Adası: Artan Önem ve Artan Aktör Sayısı

Tarihsel süreçte küresel ve bölgesel güçler, hem kendi menfaat ve güvenliklerini uzak mesafelerden koruma, hem de diğer devletleri tehdit ve baskı altında tutma gayreti ile Doğu Akdeniz’e yerleşme ve Doğu Akdeniz’i denetim altında tutma çabasında olmuşlardır. Esasen Ortadoğu’nun kontrol edilmesi, gerektiğinde müdahale imkânının elde bulundurulması, Kuzey Afrika’nın benzer şekilde kontrol altında tutulması, Rusya’nın güneye inme ve batılı güçlerin Rusya’yı engelleme çabası Doğu Akdeniz’i jeopolitik ve jeostratejik bir mücadele alanı haline getirmiştir. Yeni bulunan hidrokarbon enerji kaynakları alana müdahil olmak isteyen aktör sayısını da arttırmış, bu kez enerji paylaşım kavgası başlamıştır.

Alanda birkaç yıldır yer almaya başlayan diğer bir aktör ise Çin’dir. Bu kavgaya şimdilik doğrudan katılmayan Çin, “Tek Yol Tek Kuşak Projesi” nde önemli bir yere sahip Doğu Akdeniz’de, daha ziyade ekonomi ağırlıklı politikalar ile kendine yer bulmaya çalışmaktadır. Çin halen yaptığı anlaşmalarla Yunanistan’ın Pire limanı ile İsrail’in Hayfa limanını kullanmaya devam etmektedir. İsrail’den sonra Doğu Akdeniz’de ikinci önemli nokta olarak Güney Kıbrıs’ı görmektedir. Kıbrıs’ın; Rusya, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrupa pazarına erişimde köprü konumunda olduğu için, Deniz İpek Yolu Projesi’nde önemli bir rol oynayabileceği değerlendirilmektedir. Çin; Kıbrıs’ta, telekomünikasyon, yenilenebilir enerji ve uydu haberleşme alanlarında yatırım yapmaktadır. Özelikle Larnaka yat limanının genişletilmesi ve liman alt yapısının yenilenmesi öncelikli iş birliği alanı olarak düşünülmektedir. 28 Eylül 2018 tarihinde Lefkoşe’de yapılan Deniz İpek Yolu Semineri’nde açıkça ifade edildiği gibi, Çin, Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’de, Deniz İpek Yolu Projesi’nin önemli saç ayaklarından biri olarak görmektedir.

1950’li yılların başında Birleşmiş Milletler (BM)’de oluşan Bağlantısızlar grubu içinde, o dönem dünyaca resmen tanınmayan Çin’in de yer alması, Kıbrıs’ta İngiliz Sömürge Yönetimine karşı bağımsızlık mücadelesi verdiği görüntüsünde olan Makarios’un, adeta bağımsızlık isteyen ülke yöneticilerinin örnek almak istedikleri kişi gibi algılanması, ilerleyen yıllar içinde Çin ile Kıbrıs Rum Yönetimi arasında bir bağ oluşturmuştur.

MAKALENİN DEVAMINI DERGİMİZE ABONE OLARAK OKUYA BİLİRSİNİZ...

Fahri ERENEL
Doç. Dr., İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi

Go Back

Bu yazı için yorumlar devre dışı bırakıldı.