Menu

Yanlış Hesap Şam’dan Dönmeli: Ankara-Şam Uzlaşması Üzerine Düşünceler

Sekiz yılını doldurmakta olan Suriye savaşında Türkiye’nin izlediği politikaların başlangıçta ilan ettiği Suriye ‘rejimini’ devirme amacına ulaşamadığı açık. Bu konuda Türkiye ile aynı veya paralel hedefler ortaya koymuş olan ABD ve müttefiklerinin çoktan havlu atmış olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. ABD ve müttefikleri savaşın ikinci yılında (2013) Esad yönetiminin devrilmesinin pek mümkün olmadığını görünce başlangıç pozisyonlarından uzaklaşıp ülkeyi üçe bölmeye yönelik politikalara yönelmişlerdi. Buna karşılık Ankara belki de son ana kadar Esad’ı devirme diye adlandırılabilecek bir politikada ısrar etmeyi yeğledi. Türkiye’nin milli çıkarları ile uyumlu olmadığı oldukça bariz görünen böyle bir dış politikanın ülkeye büyük stratejik ve ekonomik maliyetler getirmesinin yanı sıra giderek sürdürülemez hale geldiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Belki de bu yüzdendir ki son günlerde Adana Mutabakatı çerçevesinde bir Ankara-Şam uzlaşmasının mümkün olup olamayacağı tartışılıyor. Türkiye’nin ulusal çıkarları açısından böyle bir uzlaşmaya gerek olduğuna şüphe olmamakla birlikte, bu konuda en isteksiz görünen ve davranan Ankara hükümetinin tavrını değiştirip değiştirmeyeceği hala büyük bir soru işareti olarak karşımızda duruyor. Türkiye-Suriye yakınlaşmasının neden gerekli ve iki başkent arasındaki ilişkilerin tekrardan Adana Mutabakatı’nın lafzına ve özellikle ruhuna uygun bir biçimde yeniden yapılandırılmasının neden yerinde olacağını tartışmaya geçmeden önce, konunun daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla bu noktaya nasıl gelindiğini kısaca ortaya koymak faydalı olacaktır.

MAKALENİN DEVAMINI DERGİMİZE ABONE OLARAK OKUYA BİLİRSİNİZ...

Hasan ÜNAL
Prof. Dr., Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve 
Uluslararası İlişkiler BölümüÖğretim Üyesi

Go Back

Bu yazı için yorumlar devre dışı bırakıldı.