Menu

Trump Sonrası İran Nükleer Anlaşması’nın Transatlantik Yansımaları

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın, 8 Mayıs 2018 tarihinde kısaca İran Nükleer Anlaşması olarak adlandırılan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA)’nından çekileceği açıklamasının gerek küresel ve bölgesel gerek kısa ve uzun vadeli yansımaları gözlemlenmektedir. Trump’ın selefi Obama’nın kurumsal ve çok taraflı diplomasisinin öncülüğü ile P5+1 (Almanya) ülkelerinin İran ile üzerinde mutabakat vardığı anlaşma, uzun müzakereler sonucu elde edilen kazanımların bir ürünüdür. Bu nedenledir ki, Trump’ın anlaşmadan geri çekilmesinin uluslararası hukuk, diplomasi, silahsızlanma, enerji piyasaları ve Transatlantik ilişkilerini de doğrudan etkilemesi gibi bölgesel-küresel dinamikler açısından etki alanı bulunmaktadır. Bu analizde; Trump’ın anlaşmadan çekilmesindeki gerekçeler, çekilmenin gerek ABD iç hukuku gerekse uluslararası hukuk açısından değerlendirmesi, ABD-Avrupa Birliği (AB) hattında nasıl bir kırılmaya sebep olduğu ve AB-İran ilişkileri açısından sonuçları irdelenmektedir.

Trump Nükleer Anlaşma’ya Neden Karşı Çıktı?

Donald Trump seçim kampanyası boyunca İran konusunda önceki başkandan daha sert politikalar yürüteceğini belirtmişti. Önceki ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson “sona erme hükümlerinin” değiştirilmesini ancak ABD’nin anlaşmada kalmasını savunurken yerine getirilen Mike Pompeo’nun İran konusundaki sert tutumu Trump’ın görüşleriyle paralellik göstermektedir. Trump, İran Nükleer Anlaşması’nı “tek taraflı ve ABD’nin gerçekleştirdiği en kötü anlaşma” olarak nitelendirmiş ve 13 Ekim 2017 tarihinde açıkladığı ABD’nin yeni İran stratejisinde anlaşmada gördüğü “bozuklukları” tarif etmiştir. Buna göre;

MAKALENİN DEVAMINI DERGİMİZE ABONE OLARAK OKUYA BİLİRSİNİZ...

Sibel KARABEL
BİLGESAM AB ve Asya-Pasifik Uzmanı

Go Back

Bu yazı için yorumlar devre dışı bırakıldı.