Menu

Kuzey Irak’ta Siyasi Dengeler ve Bağımsızlık Referandumu Kararı

Orta Doğu’da genel olarak yaşanan bölgesel kriz ve iç savaşların neticesinde bölgenin nereye sürükleneceği belirsizliğini korumaktadır. Bir taraftan bölge ülkeleri arasında şiddetlenen bölgesel güç mücadelesi ve Arap uyanışıyla birlikte Suriye’de meydana gelen vekalet savaşları Orta Doğu’ya istikrar gelmesini zorlaştırmaktadır. Diğer taraftan da Suriye ve Irak’ta DAEŞ terör örgütüne verilen askeri mücadelenin ne zamana kadar süreceğiyle ilgili karışıklığa rağmen Iraklı Kürtlerin bağımsızlık referandumu kararı hem Kürtler acısından hem de bölgedeki dengeler bakımından ciddi risklere yol açması kaçınılmazdır. Bu nedenle Kuzey Irak Kürt yönetimi 25 Eylül 2017 tarihinde düzenleyeceği bağımsızlık referandumunun zamanlama olarak değerlendirildiğinde Kürt siyasetine büyük zarar vereceğini belirtmek mümkündür. Çünkü Orta Doğu’da yaşanan konjonktürel gelişmelerin bölgemizde yeni kırılmalara müsaade etmeyeceği söylenebilir. Özellikle Irak gibi bir ülkenin her anlamda karmaşık bir durumda olmasına rağmen Erbil yönetiminin bağımsızlık referandumu yapması oldukça kritiktir.

Bu çerçeveden bakıldığında, Musul’un 10 Haziran 2014’te DAEŞ terör örgütü tarafından işgal edildikten sonra Irak’ın genelinde iç siyasal dengeleri değiştirdiğini söylemek mümkündür. Dahası Kuzey Irak’taki Kürt partileri arasında siyasi krizleri de beraberinde getirmiştir. Orta Doğu’daki istikrarsızlık ve bölgesel/küresel güç rekabetinin her geçen gün artması Irak’ın iç dinamiklerine de doğrudan yansımaktadır. DAEŞ’in Irak topraklarının önemli bir kısmını işgal etmesinin ardından Kuzey Irak Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin bağımsızlık için referandum girişimi ise Irak’ın ve bölgesel ülkelerin gündemine oturmuştur. Orta Doğu’da ve uluslararası camiada DAEŞ sonrası Irak’ta ortaya çıkan tablonun Irak Kürtlerini bağımsızlığa sevk edeceği ihtimalinin artmasının dile getirilmesi dikkat çekicidir. Ayrıca Peşmerge güçlerinin Irak anayasasının 140. maddesinde tartışmalı bölgeler olarak tanımlanan bölgelerde DAEŞ ile mücadele etmesinin yanı sıra Kuzey Irak’ta yaşanan mali ve siyasi krizin bağımsızlık için atılacak olan adımların riskli olduğunu göstermektedir Çünkü Haziran 2014’ten Ağustos 2015’e kadar Kuzey Irak Kürt yönetiminin politik olarak odak noktası Bağdat merkezi hükümeti ile ilişkilerin normalleşmesi (petrol ve bütçe krizini çözmek) ve DAEŞ terör örgütü ile mücadele olduğu söylenebilir. Fakat 19 Ağustos 2015 tarihinden itibaren Kuzey Irak Kürt yönetiminin içerisindeki Kürt partilerin odaklandığı temel sorun Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin başkanlık koltuğundaki görev süresi, siyasi partilerin arasındaki anlaşmazlıklar ve bölgede yaşanan mali krizdir.

MAKALENİN DEVAMINI DERGİMİZE ABONE OLARAK OKUYA BİLİRSİNİZ...

Ali SEMİN
BİLGESAM Orta Doğu ve Güvenlik Uzmanı

Go Back

Bu yazı için yorumlar devre dışı bırakıldı.