Menu

İsrail’in Suriye Politikası

İsrail dış politikası açısından Arap Baharı, pek çok bilinmezi beraberinde getirdiğinden kuşkuyla karşılanmıştı. Bölgesinde ve özellikle yakın çevresindeki gelişmelere karşı muazzam bir hassasiyet duyan İsrail ulusal güvenlik gündemi, Arap baharı ile birlikte gelişen demokratikleşme havasını bir tehdit olarak çerçevelemekte fazla gecikmedi. İlk etaptaki kuşkuyla karışık bekleme, sonrasında el altından verilen desteklerle farklı bir şekil kazandı.

Arap Baharı’nın ürettiği demokratikleşme dalgası, başta geleneksel Arap rejimleri olmak üzere rejim güvenliğine dönük açık bir tehdit olarak algılanıp bastırılmaya başlandığında İsrail, ideal ve doğal bir ortak olarak görüldü. Özellikle Mısır’daki iktidar değişimi, Müslüman Kardeşler’in Camp David düzenini sorgulayıcı bir potansiyele haiz oluşu gibi İsrail ulusal güvenliği açısından ‘radikal’ olarak kodlanan gelişmelere mukabil, Sisi liderliğinde gelişen askeri darbe süreci İsrail’in menfaatine olarak değerlendirildi. Her ne kadar ‘liberal demokratik’ bir devlet olarak siyasal konumlanmasını argümante etse de İsrail, dış politikasında otokrasileri ve mutlak monarşileri desteklemeyi, ulusal güvenlik prizmasından meşrulaştırmak konusunda oldukça mahirdir. Kısa bir süre içerisinde de darbeci Sisi liderliğindeki Mısır’la ilişkilerini restore etti ve ötesinde Camp David düzeninin sınırlarını da zorlayıcı bir takım pratiklerle Sina yarımadasını kapsayan sınır ötesi operasyonlara kalkışabildi.

MAKALENİN DEVAMINI DERGİMİZE ABONE OLARAK OKUYA BİLİRSİNİZ...

Ceyhun ÇİÇEK
Araştırmacı

Go Back

Bu yazı için yorumlar devre dışı bırakıldı.