Menu

2019 Yılında Uluslararası İlişkiler ve Türkiye’nin Önündeki Sınamalar

2018 yılının bitişiyle birlikte Birinci Dünya Savaşı’nın sona erişinin 100. Yıldönümünü de geride bıraktık. Yakın tarihin çehresini değiştiren iki büyük dünya savaşını henüz geçtiğimiz yüzyılda yaşamış olduğumuzu ve birincisinin üzerinden yüzyıl, ikincisinin üzerinden ise neredeyse yetmişbeş yıl geçtiğini düşündüğümüzde, yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünyanın barış yolunda daha emin adımlarla ilerleyeceğine dair ümitler güçlenmişti.

Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, NATO gibi kuruluşların uluslararası ilişkiler sahnesinde yerlerini almaları, 1970’li yıllardan itibaren Helsinki Nihai Senedi ile başlayıp, sonunda Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) oluşmasıyla taçlanan detant süreci de bu ümitleri pekiştiriyordu. Ortak Pazar’ın Avrupa Birliği olarak kurumsallaşması ise Avrupa kıtasının üzerinde artık hep barış güvercinlerinin uçacağı inancını doğurmuştu.

2019’un ilk günlerini yaşarken geriye dönüp baktığımızda, yirminci yüzyıldan yirmibirinci yüzyıla geçerken onar yıl ara ile yaşanan üç önemli sarsıntının uluslararası konjonktürün beklenenden farklı şekilde gelişmesine yol açtığını görmek zorundayız. Bu sarsıntılar 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin yıkılması, 2001 yılında ABD’de Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan terör saldırısı ve 2011 yılında başlayan Arap Uyanışı olarak tarih sayfalarında yerlerini aldılar. Bu tarihi süreç içinde geçirdiğimiz dördüncü on yılın sonuna yaklaşırken, 2019’un bize neler getireceğine dikkatle bakmak gerekiyor. Zira 2018’de yaşanan hızlı gelişmeler bize bu konuda bazı önemli ipuçları veriyor.

MAKALENİN DEVAMINI DERGİMİZE ABONE OLARAK OKUYA BİLİRSİNİZ...

Ahmet Ünal ÇEVİKÖZ
E.Büyükelçi

Go Back

Bu yazı için yorumlar devre dışı bırakıldı.